homeAna Sayfa contact İletişim
SIK SORULAN SORULAR

SIKCA SORULAN SORULAR

 

S – Yetişkin bir insanın günlük su ihtiyacı nedir?

 

Y – Yetişkin bir insanın günlük su ihtiyacı 2-2,5 L’dir.

 

S – İnsan organizmasının susuzluğa tahammülü kaç gündür?

 

Y – İnsan organizmasının susuzluğa tahammülü 7 –12 gün arasında değişir.

 

S – İnsan vücudunda aşırı su kaybı hangi durumlarda gerçekleşir ve sonuçları nelerdir?

 

Y- Vücutta aşırı su kaybı kanama, aşırı kusma, aşırı ishal vb durumlarda gerçekleşir. Bunun sonucu olarakta şok, koma ve ölüm gibi istenmeyen durumlar meydana gelir.

 

S – Sudaki başlıca mikroorganizmalar nelerdir?

 

Y – Sudaki başlıca mikroorganizmalar, bitkiler (yosun veya tek hücreliler) ve hayvanlar (protozoalar, kurtlar veya kabuklular) dır. Suda patojenik mikroorganizmalar hariç, bu canlılardan az miktarda bulunmasının bir zararı yoktur. Ancak, fazla olursa tat, koku ve filtrelerin tıkanması vb. sorunlar ortaya çıkabilir. Diğer taraftan bu organizmaların çoğu su sistemleri için yararlıdır. Örneğin protozoalar bakterileri yok ettiklerinden suların kendi kendine temizlenmesine yardım ederler.

 

S – Suda eriyebilir inorganik tuzların sebep olduğu hastalıklar nelerdir?

 

Y – Fazla miktarda sülfatlar ishal ve mide bozukluklarına

Fazla miktarda flor içermesi fluorosise

Fazla miktarda nitratlar çocuklarda methemoglobine

Diğer maddeler (As, Pb, Cu) zehirlenmelere yol açabilirler.

 

S- Suda erimeyen maddelerin sebep olduğu hastalıklar nelerdir?

 

Y – Suda erimeyen maddelerin sebep olduğu hastalıklar: Süspansiyon halindeki kum ve mika tanecikleri barsak mukozasının tahrişi ile ishaller oluşur.

Asbest liflerinin sindirim yollarında mekanik olarak olumsuz etkileri meydana gelir.

 

S -  Sudaki bitkisel maddelerin sebep olduğu hastalıklar nelerdir?

 

Y – Küçük yosunlar ishallere yol açar.

 

S – Sudaki bakterilerin yol açtığı hastalıklar nelerdir?

 

Y – Tifo, Dizanteri, Kolera, Antrax, Salmonelase, Brucella, Tularemi, Toxoplasmosis, Mantar hastalıkları.

 

S – Su ile geçebilen parazitler nelerdir?

 

Y – Trematodeler................Schistosmiasiz

       Cestode........................Echinococsuz, Tenyasiz

       Nematodlar..................Ascariasiz, Oksiruz, Trichostrongylase, Trichurase

       Protozoonlar................Amipli dizanteri, Lambliase, Balantidium dizanterisi.

 

S – Su ile geçebilen virüsler

 

Y – Su ile geçebilen virüsler Çocuk felci, Enfeksiyöz hepatit, Enteritis, Şap hastalığı, Sığır vebası, Domuz vebası, Çiçek.

 

S – Sulardaki kimyasalların neden olduğu sağlık riskleri nelerdir?

 

Y – Sulardaki kimyasalların neden olduğu sağlık riski mikrobiyolojik kirleticilerin neden olduğundan az olmakla birlikte giderek miktar ve etkisi artmaktadır. Kimyasalların özellikle sağlığı tehlikeye düşürebilecek boyuta çıkmaları durumunda renk, koku ve tat olarak suyu bozmaları oldukça önemli bir şanstır. Belkide büyük kitlelerin suyun ani kimyasal kirliliğine bağlı olarak meydana gelebilecek salgınlardan korunabilmelerini sağlayan en önemli durumlardan birisini bu oluşturmaktadır. Ancak akut etkiye neden olması sorununun çözümü açısından yeterli değildir. Bir takım kimyasalların biyomagnifikasyon ve diğer etkileri nedeniyle insan ve canlı dokularında birikebilme özelliğine sahip olmaları, kanserojen birtakım kimyasallar için eşik değerinin bulunmaması, günümüzde kimyasal kirletici riskinin giderek artması sorununun önemini arttırmaktadır. Özellikle uzun süre etkilenime bağlı olarak önemli sağlık etkileri ortaya çıkabilmektedir.

 

S – Sudaki kirliliğin beş duyu ile algılanması mümkün müdür?

 

Y – Sudaki kirlilikle ilgili olarak tüketicinin beş duyusuyla algıladığı özellik değişimlerine önem vermesi gerekmektedir. Bu nedenle bilinmeyen her suyun önce koklanması, gözle incelenmesi ve çok küçük miktarda tadılmasıyla yapılan değerlendirme küçümsenmemelidir. İleri derecede bulanık, renk değişimi olan, kokusu bozuk, tadı bozuk olan bütün sular baştan içilebilir nitelikte olmayan sular olarak kabul edilmeli ve sağlık kuruluşlarınca tam bir değerlendirmeden geçirilmeksizin içilmesinden kaçınılmalıdır.  

 

S – Saf su nedir?

 

Y – Özel düzeneklerle elde edilen ve içerisinde yabancı hiçbir madde bulundurmayan sulardır.

 

S - Suların kendi kendine temizlenmesi (Autoepuration) olayı nasıl olur?

 

Y - Doğadaki suların kimyasal ve mikrobiyolojik olarak kirlenmesi sonucu sular kendi kendilerini arıtma özelliğine sahiptirler. Bu arındırma işlemi içerisinde fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mekanik faktörler rol oynar.

 

Anaerob ve aerob mikroorganizmaların etkisiyle organik maddeler bir seri redüksiyon ve oksidasyon olayları sonucu nitratlar haline dönüşür. Bu olaya nitrifikasyon denir.

 

Mikroplar ve canlılar arasındaki mücadele ile sulardaki planktonlardan flagellalar mikropları imha ederler. Flagelları ise crustecealar yerler. Crustecealar ise balıkların yemleri arasındadır. Böylece canlılar arasında bir dönüşümlü olaylar zinciri yaşanır. Ancak toksik sanayi atıkları ile kirlenmiş sular ve aşırı derece organik maddelerle kirli sularda planktonlar yaşamayacağı için bu ortamda biyolojik olaylar meydana gelmez.

 

Sular topraktan geçerken kirlilik etkenlerini burada bırakıp temizlenirler. Bu tür arınmada toprak tabakasının kalınlığı, geçirgenliği ve suyun basıncı önemlidir.

 

Suya karışan maddeler mekaniksel olarak parçalanmaya uğrarlar ve dibe doğru çökerler. Çökme olayı esnasında beraberinde mikropları ve diğer bulanıklığa yol açan maddeleri de sürüklerler.

 

Kirli sular temiz sularla karışırsa kirlilik oranında ve mikroorganizma yüklerinde azalma meydana gelir.

 

Güneşin ultraviyole ışınlarının suların yüzeysel kısımlarında ve berrak sularda 2-3 m derinliğe kadar mikrop öldürücü etkisi görülür.

 

Sıcaklığın uygun olmaması mikropların ölmesine yol açar. Ayrıca suların dalgalanma ve çalkalanmasıyla oksijen teması sonucu mikroorganizmalar ve bazı organik maddelerde zararsız hale gelir.

 

Suyun tuzluluk, iyot gibi maddeleri içermesi mikroorganizmalar üzerinde etki eder.

 

S – Dünyada suyun yüzde olarak dağılımı nasıldır?

 

Y – Dünyadaki suyun %97,6 sı okyanus ve denizlerde tuzlu su olarak bulunmaktadır. Okyanuslar ise 3,6.108 km2 alan kaplamakta ve 13.108 km3 su içermektedir. Her yıl okyanuslardan 3,8.1014 ton su buharlaşarak atmosfere karışır. Ancak yağmur her zaman buharlaşma olan yere yağmaz.  

 

Kutuplarda ve buzullarda bağlanmış olan su ise dünyadaki suyun %1,9’u kadardır. Buna göre insanın kullanabileceği su dünyadaki suyun yalnızca %0,5’ini oluşturur. Yeraltı suyu, topraktaki nem, akarsular ve göller hepsi bu oranın içindedir. Her yıl akarsularda ve göllerde yaklaşık 0,63.1014 ton su buharlaşır. Yağışla yeryüzüne yılda yaklaşık 3,5.104 tonsu ulaşır. Kutuplardaki buzullar kapladıkları 1,5.107 km2’lik alanla yeryüzünde en büyük tatlı su deposunu oluştururlar.

 

S – Suyun canlı organizma üzerine olan etkileri nelerdir?

 

Y – Su canlıların tüm metobolik olayları ile doğrudan ilgilidir. Gıda maddelerinin ve artıklarının çözelti şekline dönüştürülmesi, bunların vücutta kullanılıp atılması suya bağlıdır. Oksijenin dokulara, dokulardan karbondioksitin akciğerlere taşınması kanın olağan akım hızı ile ilgili olup, buda suyun varlığına bağlıdır. Kanın yaklaşık % 80’i, gelişen bir embriyonun %90’ı sudur. Yaşamın devamı çeşitli yollarla yitirilen suyun geri alınmasına bağlıdır. Bir insan yılda ağırlığının yaklaşık 5 katı kadar su içer.

 

S – Su kalitesi nelere bağlıdır?

 

Y -  Su kalitesi, hidrolojik dolaşım, uygulanan arıtım ve dağıtım sistemi gibi değişik faktörlere bağlıdır. Belirli bir suyun sahip olacağı kalite, daha bulutta buhar halinden yağmur damlası haline geçerken dönüşmüş olur. Yağmur damlası bir toz partekülünün etrafında oluşur ve toprağa düşerken havada bulunabilecek diğer toz parteküllerini de toplar. Toz partekülleri üzerinde genellikle bakteri bulunduğundan yağmur damlaları da bakteri ihtiva eder hale gelir.

 

Yağmur damlaları toprağa düşüp yüzeyde akmaya başladıktan sonra toprak parçacıklarını içine toplar. Bu toprak parçacıkları suya karışırken beraberinde getirdikleri birçok bakteride suya karışır. Bu bakteriler sağlık koşullarının uygun olmadığı yerlerde, insan ve hayvanların dışkıları ile toprağa karışmaktadırlar. Bazı zamanlar suya belirli bitkilerin çıkarmış oldukları zehirli maddelerde karışmaktadır.

 

Su, toprağa geçerken filtre olayı nedeniyle içinde bulunan asılı maddeler, bakteriler ve diğer mikroorganizmalar da dahil olmak üzere kısmen veya tamamen temizlenir. Fakat bu defada toprakta bulunan madensel tuzlar vb. eriyerek suya karışır. Bu nedenle yeraltı sularının içerisinde yüzeysel sulara göre daha fazla mineral bulunmaktadır. Bu minerallerin bir bölümünüm bulunması istenir bir durumdadır. Flor, kalsiyum buna örnek verilebilir. Ancak toksik olan maddelerin hiçbirisinin su içinde bulunmaması gerekir. Doğa tarafından meydana gelen bozulmalardan başka, birde insanların tarımsal etkinlikleri sonucu kullandıkları gübreleme veya tarımsal savaş için kullandıkları maddeler nedeni ile sular bozulabilir.

 

S – Su kalitesi kriterleri ile su kalitesi standartları arasındaki ayırım nedir?

 

Y – Kriterler suyun güvenli olarak kullanımını sağlayan ve suyun kalitesini bozan değişik maddeler üzerinde getirilen kalitatif ve kantitatif sınırlamalardır.

 

Standartlar ise, bu kriterlerle beraber belirli kullanım amaçlarını ve kalitesini koruyabilecek şekilde planlanmış gerekli arıtmalar ile denetim yolarıdır. Kriterler bilimsel kararlardır, standartlar su kullanımlarında uyulması gereken kuralları kapsayan uygulanabilinir açıklamalardır.

 

Kriterler ancak yeni bilimsel veriler elde edildikçe değişebilir. Kriterler belirli koşullar altındaki değişimlerin ve bazı faktörlerin birbirleri ile ilgili olan etkileşimlerini de göz önünde bulundurur. Diğer taraftan, standartlar daha statik olup, çoğunlukla etkenlerin, istatistiksel değişme miktarı için açıklama yapmaksızın normal sonuçlarını veya etkenlerini gösterirler.

 

S – Su kalitesiyle ilgili ölçütlerin temel amacı nelerdir?

 

Y – Su kalitesiyle ilgili ölçütlerin temel amacı suyun halk sağlığını tehlikeye düşürebilecek bazı olumsuzluklardan arındırılmasından ibarettir. Sağlığa zararlı bazı maddelerden suyun arındırılması, halk sağlığını tehlikeye düşürebilecek sonuçların engellenmesi açısından özellikle önem taşımaktadır. Su niteliğiyle ilgili ölçütlerin belirlenmesinde ulusal risk- kazanç analizlerinin esas alınması gereği birçok uluslararası kaynakta özellikle vurgulanmaktadır.

 

Temel amaçlardan ilki suyun kirlenmekten korunmasıdır. Çünkü ne kadar özenle kirlilikten arındırılırsa arındırılsın suyun kirlenmesine neden olabilecek depolama, taşıma, kullanma kurallarına uyulmadıkça ve bu koşullar sağlanmadıkça su kolay kirlenebilir bir maddedir. Eğer kirlilik söz konusu olabilecekse bu kirliliğin erken belirlenmesini sağlayacak izleme ve değerlendirme kurallarının yerine getirilmesi gerekir. Eğer böyle bir kirlilik durumu tespit edilebilecek olursa gerekli önlemler alınmalı, alınması gereken önlemleri kişi, toplum düzeyinde tüm sağlık personeli bilmelidir.

 

Diğer amaç suyun insan ve hayvan atıkları ile kirlenmesinin engellenmesidir. Eğer bu sağlanmayacak olursa tüm enfeksiyon hastalıkları özellikle gastroentistinal hastalıklardan toplumun korunması mümkün olmayacaktır. Özellikle bebek, çocuk, yaşlı ve düşkün kişiler su ile kirlilikten en kolay etkilenebilecek grubu oluşturmaktadır. Bu gruplar için enfektif doz genel popülasyondan çok düşüktür.

         
ÇAMOLUKSU HABERLER
Haber Arşivi
 
PROSES AKIŞ ŞEMASI

Çamoluk Su, İstanbul’un Yakacık Semtinin Aydos Ormanlık Bölgesinde, doğal ekolojik ortamında ve hiçbir olumsuz koşulun etkisi altında kalmadan hijyenik şartlarda üretilir.

 
MAİL LİSTESİ

Şirketimiz ile ilgili gelişmeleri eposta adresinizi listemize ekleyerek takip edebilirsiniz.


 

 

camoluksu@camoluksu.com